ABAZALAR - 144 YILLIK BÜYÜK HÜZÜN
  ANASAYFA
  WUBIH ABHAZ YAKINLIĞI
  ABHAZYA TÜRK VATANDAŞI ŞEHİTLERİ
  ABHAZYA TARİHİ
  GALERİ
  ANADOLUDAKİ ABHAZLAR
  DİĞER ÜLKELRDEKİ ABHAZLAR
  ABHAZYA VİZE İŞLEMLERİ
  Forum
  Ziyaretçi defteri
  ABAZACA KURSU
  BAĞIMSIZLIK SAVAŞI
  DRAU KATLİAMI
  HARİTA
  VİDEO
  144 YILLIK BÜYÜK HÜZÜN
144 yıllık büyük hüzün Yüz yıllarca savaşlara ve saldırılara maruz kalan Kafkas halkı, 144 yıl önce topraklarını terk ederek Osmanlı’ya sığındı. Onlar şimdi Türkiye’de mutlu ama, yine de “Ah vatanım” diyor TERCÜMAN, sürgün ve soykırımlarla büyük acılar çekmiş insanların vatanı olan “Kafkasya” dosyasını açıyor. Türkiye’de Kafkasya ile ilgili etnik adlandırmalar hala tam olarak yerine oturmuş değil. Kafkasya ile ilgili adlandırma sorununun çözümü için uzmanlar, “Dil sorunu olmaktan öte, bir tanımlama sorunu olan terminolojinin tartışılması ve ortak bir fikrin oluşması gerekir” görüşünde birleşiyor. Büyük sürgün Kaf Dağı, insanlık tarihinin en eski, en köklü, en bilinen coğrafyası, hemen tüm dünya dillerinde, tüm dünya masallarında, destanlarında yer alan bu coğrafya, Çerkes halklarının anayurdudur. Bu topraklar bundan 144 yıl önce tarihte eşi benzeri görülmemiş bir sürgüne mecbur bırakıldılar. Bu büyük sürgünün üzerinden yüzyıllar geçmesine rağmen, Çerkeslerin gözü de gönlü de hala Kaf Dağı’nın ardındadır. Anavatandan ayrılmalar 1856 yılından itibaren başladı Çerkesler için... 21 Mayıs 1865 tarihinden sonra ise daha da şiddetlendi. Kafkaslarda 1860’lı yıllarda 4 milyon olan Kafkaslı nüfusu, tarih 1897’yi gösterdiğinde 1 milyon 660 bine kadar inmişti... Anayurtlarından kopmaya zorlanan Çerkesler, Çarlık Rusya’nın uyguladığı sömürgeleştirme ve sürgün politikalarına çok fazla direnemediler. Kafkas-Rus Savaşı sonrasında, Çar tarafından Çerkeslerin yüzde 80’i sürgüne tabi tutuldu ve anayurtlarını terk etmek zorunda bırakıldı. Osmanlı kucak açtı Büyük sürgün döneminde Çerkeslere kapılarını açan ise Osmanlı Devleti oldu. 1859-1866 yılları arasında Kafkaslardan anayurtlarını terk etmeye zorlanan yaklaşık 1 milyon 400 bin insan Osmanlı Devleti’ne yerleşti. O tarihlerde Çerkes nüfusunun Osmanlı nüfusu içerisindeki payının yüzde 9 düzeyinde olduğu ileri sürülüyor. Göç sırasında büyük kayıplar veren Çerkeslerin bugün Türkiye nüfusu içerisindeki oranının da yüzde 7’lerde olduğu tahmin ediliyor. Osmanlı topraklarına yerleşen Çerkesler, o dönemlerde yasal olarak askerlik görevinden muaf tutuluyorlardı. Çerkesler buna rağmen, anayurtlarını Rus bağımlılığından kurtarmak için Osmanlı-Rus harbinde kendi atları ve silahlarıyla gönüllü olarak akın akın Anadolu ve Rumeli’deki cephelere koştular. O dönemdeki Süvari güçlerinin neredeyse tamamını Kafkaslı göçmenler oluşturdu. Türkiye’deki göçmenler Büyük sürgün sonrasında Kafkaslardan Anadolu’ya göçen 1 milyon 400 bin Çerkes, Osmanlı iskan politikasına bağlı olarak iki ana hat üzerine yerleştirildiler. Sinop, Samsun, Çorum, Amasya, Tokat, Sivas, Yozgat, Kayseri, Kahramanmaraş çizgisini izleyen ilk yerleşim bölgesi Hatay’da Türkiye Cumhuriyeti topraklarından çıkarak bugünkü Suriye ve Ürdün topraklarına kadar devam ediyor. İkinci hat ise, Güney Marmara bölgesindeki Çanakkale, Balıkesir, Bursa, Eskişehir, Bilecek, Kocaeli, Düzce illeri boyunca uzanıyor. Ayrıca Kütahya, Afyon, Konya, Aydın ve benzeri illerde de yer yer küçük Kafkas göçmen köylerine rastlanır. Kimlere Çerkes denir? Çerkes kavramı, Kafkasya’da yaşayan halklardan herhangi birinin doğrudan ismi değildir. Osmanlı’dan günümüze kadar, göçler ve sürgünler sonucunda Kafkasya’dan gelen tüm göçmenlere bir üst kimlik olarak Çerkes denilmiştir. Oysa Kafkaslarda her bir halk, kendi tahini adıyla yaşar ve kendi adıyla bir cumhuriyete sahiptir. Hapishanesi olmayan halk Çerkes halklarının sürgüne maruz kaldıkları yıllara kadar hiçbir zaman suçluların barınacağı bir hapishanesi olmadı. Çünkü, eğitim, yaşam ve cezalandırma sistemi insanların hapsedilmesine gerek bırakmazdı. Bir insanın kendi toplumu tarafından dışlanması, onurunu her şeyin üstünde tutan bir Çerkes için hapsedilmekten çok daha ağır bir cezaydı. Aşkları, bağımsızlık... Çerkesler yaşamları boyunca kültürel değerlerini ön plana almışlardır. Çerkesler ve kültürleri üzerinde tarih boyunca baskılar hep var oldu. Bu baskılara karşın kendi kültürlerini geliştirmeye devam eden Çerkesler, aynı zamanda da bu baskılara karşı hiçbir zaman boyun eğmedi. “Kendi kültürünü geliştirmek, başkalarının kültürlerini yok saymamaktan ve küçümsememekten geçer” düşüncesiyle hareket eden Çerkesler, hiçbir kültürü küçümsememiş, aksine tüm farklı kültürlere saygı duymuştur. Çerkesleri farklı kılan bir başka unsur ise, hürriyet ve bağımsızlık aşkıdır. Umutsuzluğa yer yok Çerkeslerin geleneklerinde yardımlaşma büyük bir yer tutar. Düğünde, cenazede, savaşta beraber olmak Çerkeslerde bir gelenektir. Değiş tokuş yapmak ve hediye vermek ise arkadaşlık ve hatırlanmanın sembolüdür. Gösteriş, kibir ve bencillik hiç hoş görülmeyen davranışlardır. Çerkesler, çevreyi, yurdu ve halklarını çok iyi tanır, olayları bilir ve takip eder. Sabırsızlık, tahammülsüzlük ve yaşamın getirdiği çeşitli acı ve zorlukları göğüsleye?memek uygun görülmez hatta ayıplanır. Umutsuzluk ise hiç hoş görülmez ve Kafkas hayat felsefesinde yeri yoktur. Çerkes kültüründe terbiye, saygı, onur gibi değerler çok kıymetlidir. ________________________________________ Abhazya’da özgürlük ateşi KAFKASYA’DA gözler, Kosova’nın bağımsızlığını kazanmasının ardından benzer durumdaki Abhazya’ya çevrildi. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Gürcistan Abhazya’yı istila etti; ancak ummadıkları bir dirençle karşılaştılar. Kuzey Kafkasya’da ve Türkiye’de yaşayan kardeşlerinin de desteğini alan Abhaz halkı, Gürcü kuvvetlerini yenerek, de-facto bağımsızlığını ilan etti. 1993 yılından bugüne kadar Gürcü politikacılarının tavrı ve ambargo uygulamaları, uzlaşma zeminini yok etti. Kosova’nın bağımsızlığının tanınmasıyla Abhazya’da da yeni bir döneme girildi. Kosova’nın bağımsızlığının birçok devlet tarafından tanınmasının Abhazya açısından da emsal oluşturduğunu ileri sürüldü. ________________________________________ Kafkasya, Türkiye’de çok karıştırılan ve çok az sayıda kişinin tam olarak bildiği bir coğrafya... Kafkasya’nın hangi coğrafyayı ve cumhuriyetleri kapsadığı, yazı dizimizin anlaşılması açısından da önem taşıyor. Kafkasya olarak adlandırılan coğrafya ve bu coğrafyanın içinde bulunan cumhuriyetler en basit şekliyle şöyle özetlenebilir: Kafkasya, Kuzey Kafkasya, Güney Kafkasya ve Çerkesya... KUZEY KAFKASYA Kafkas sıradağlarının kuzeyinde kalan ve batısında Azak ile Karadeniz, kuzeyinde Maniç çukuru, doğuda Hazar Denizi ve güneyde de dağlardan inip Karadeniz’e ulaşan İngur ırmağı ile çevrile alan Kuzey Kafkasya olarak adlandırılır. Abhazya ve Kuzey Osetya toprakları, kısmen dağ yamaçlarında ve kısmen güneyde kalıyorsa da kültür dokusu ve köken ortaklığı bakımından kuzeye dahil ediliyor. GÜNEY KAFKASYA Kafkas sıradağlarının güneyinde kalan ve günümüzde Gürcistan, Azerbaycan, Ermenistan, Dağlık Karabağ ve Nahçıvan’ı kapsayan bölge Güney Kafkasya olarak adlandırılıyor. Tarihi ve kültürel bağ yerine, coğrafi veya Kafkas sıradağları esas alındığı takdirde, Abhazya ve Güney Osetya da bu bölgeye dahil edilebilir. ÇERKESYA Birçok tarihçi ve haritacı Çerkeslerin yurdu anlamında sadece Adıge boylarının, Abhaz-Abazin boylarının ve Ubıh halkının topraklarını kapsayan orta ve kuzeybatı Kafkasya için bu kavramı kullanıyor. Kafkas halklarının tümünü “Çerkes” üst kimliği kapsamında değerlendiren tarihçiler ve kuruluşlar, tüm Kuzey Kafkasya’yı Çerkesya olarak adlandırıyor. KAFKASYA Azak Denizi, Maniç çukurlukları, Hazar Denizi ve Karadeniz arasında kalan Apşeron Yarımadası’ndan başlayarak, kuzeybatı istikametinde ünlü Kafkas sıradağlarının hem kuzeyini, hem güneyini içine alan geniş coğrafi bölgeye genel bir ifadeyle Kafkasya deniliyor. Oysa Türkiye’de bu kavram daha çok Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan, Dağlık Karabağ ve Nahçıvan’ı içine alan, Güney Kafkasya anlamında yanlış bir şekilde kullanılıyor. Yarın: Abhazya’nın bağımsızlık özlemi Serhat AKKAN
Bugün 12 ziyaretçi (17 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=